ÖP BENİ KOCAMAN
- Get link
- X
- Other Apps
Öpüşmek sadece aşka davet değil; aynı zamanda yaşamsal
bir ihtiyaç. Bebekken bile annemizi sadece aç olduğumuz için emmezdik. Normal
bir yetişkinin sağlıklı bir psikolojik yaşam sürmesi ve bağımlılıkların
tuzağına düşmemesi için gün içinde pek çok kez öpüşmesi gerektiğini biliyor
muydunuz? Sık sık sevgiyle öpüşenlerin bünyeleri daha güçlü oluyor, kafaları
daha çok çalışıyor ve bu insanların sezgileri diğerlerine fark atıyor.
Psykhe'nin babası antik Yunan tanrılarından Apollon'un
bilicilerinden biri, kızını bir canavara yem olacağı ıssız bir dağa götürmesini
söyler. Venüs?ün kıskandığı güzel prenses dağın tepesine çıkar. Adı Yunanca?da
"ruh" anlamına gelen Psykhe bu gizemli ve ıssız yerde uysalca
kaderini bekler. Gecenin karanlığında bir yabancı, acımasız bir canavar ona
katılır. Aşk tanrısı Cupido, yalnızca karanlıkta gelir ve kim olduğunu açığa
vurmaz.
Geceler boyu Psykhe onun okşamalarından hoşlanır ama
rahatsız edici, akıl erdiremediği bir uyumsuzluk yaşar: Hayvandan iğrense de,
onun kocalığını sever. Ama hiçbir iyi ruh uzun süre gerçeklere gözlerini
kapatamaz. Psykhe bakmaya karar verir. Yatağını bir canavarla paylaştığını
görürse, ne kadar iyi bir aşık olursa olsun, onu öldürmesi gerekecektir. Bir
eline bıçak, öteki eline de yağ kandili alır. Titreşen ışıkta yanında uyuyanın
olağanüstü yakışıklı Cupido olduğunu görür. Kıvırcık saçları altın renkli
yanaklarına dağılmıştır. Yatağın ayak ucunda Cupido'nun yay ve oku durur.
Psykhe bu şirin silahları okşar, kazara parmağına aşk
oklarından biri batar. Artık umutsuzca aşk'a aşık olmuştur ve Cupido'nun her
yerini öpmeye başlar. Derin, tutkulu, açık ağızlı öpücüklerle; uyanmamasını
umarak. Ama kıskançlıktan ya da tutkudan kandilin kızgın yağını Cupido'nun
üstüne döker ve onu uyandırır. Psykhe daha ateşli bir hale gelir; ama dünyanın
bütün yalvaran öpücükleri Cupido'nun kaçmasına engel olamaz. Cupido kanatlarını
açar ve tek söz etmeden Psykhe'nin öpücüklerinden ve sarılmalarından uçarak
uzaklaşır.
Psykhe iki eliyle onun sağ bacağına yapışır ve onunla
birlikte bulutlu göğe yükselir. Bir süre sonra gücü tükenir ve dünyaya düşer.
Ama Psykhe onu bağışlar. Cupido?nun onun öpücüklerinden kaçışı, simgesel bir
olgun aşk isteği ve her şeyin ilk defasında mükemmel olamayacağı şeklinde
yorumlanır. Ama cesur ruh Psykhe vazgeçmez ve Cupido'yu geri alır.
Heraklesvari görevler yüklenip bunları diğer Yunan
kahramanları gibi yerine getirerek hedefine ulaşır. Uzun ve ateşli çabalarının
ödülü olarak ölümsüz kılınır ve kaçtığına pişman olan Cupido?yla birlikte
Olympos'a yerleşir. Orada sonsuza kadar mutlu yaşarlar. Ünlü bir Fransız deyişi
bu miti yorumlarcasına şöyle der: "Aşıklara yaşamaları için öpüşmek ve soğuk
su yeter." : Venezüela yağmur ormanlarındaki avcı-toplayıcıların hala
uyguladığı bir çocuk büyütme yöntemi olan öperek-besleme, erotik öpücüğün
kökenini oluşturuyor.

Öpüşmeyi severiz, çünkü öpüşme ilk büyük aşkımızda
vardı. YUMUŞAK VE İNCİNEBİLİR İngiltere merkezli televizyon ve radyo kanalları
BBC ve Kanal 4?ün "dünya çapında bir öpüşme uzmanı" olduğunu
söyledikleri Adrianne Blue, ülkemizde Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan kitabı
?Öpüşme/Metafizikten Erotiğe? isimli kitabında öpüşmenin karşılıklı bir güven
alışverişi olduğunu söylüyor: "Öpüşen, kendisinin yumuşak incinebilir
bölümlerini sunar. Dudaklar ve dil öbür kişinin dişlerinin arasındadır ve
onların güvende olduğunu bilir."Her öpüş anneyle ya da anne figürüyle
çocuğu arasındaki incinebilirliği, yakınlığı ve güveni barındırıyor.
Biliminsanları dudakları, ağzı, dil ve dişleri çift
cinsiyetli olarak nitelendiriyorlar. Öpüşmek kadının da, erkeğin de aynı organı
kullanarak gerçekleştirdikleri bir cinsel eylem. Ama iki kalp tamamen benzer
olmadığı gibi, iki çift dudak da aynı olamaz. ÇİFT CİNSİYETLİ DUDAKLAR
Minghella'nın yazıp yönettiği ve 1990?ların en romantik filmlerinden sayılan
"Truly Madly Depply"de Juliet Stevenson, ölen sevgilisi Alan Rickman'ın
ardından o kadar acı çeker ki, sevgili geri döner.
Uzun öpüşmeleri duyulabilir bir şapırtıyla ve şu
sözlerle biter: "Dudakların biraz soğuk." Plastik cerrah Gus
McGrouther?in ekibinin genç üyesi Annabelle Dytham'ın pek çok kadavra üzerinde
yaptığı kesimlerden sonra keşfettiği gibi, öpücük iki kasın basitçe
kasılmasından çok daha karmaşık bir sürece sahip.
Dudaklar öpmek üzere büzüldüklerinde kese bağlarının
art arta çekilmesi gibi geriliyorlar. Bu nedenle onarılmış ya da yeniden
yapılmış dudaklar, ilk zamanlar yapıları yeterince bilinmediği için öpüşürken
güçlük çekiyorlardı. Öpüşürken sadece dudaklar değil, bütün bir yüz, hatta
bütün bir beden hareket ediyor. Tutkuyla öpüşürken başınız öne doğru eğiliyor,
birbirinizin burunlarından kaçınmak için başlarınızı yana doğru eğiyor, boyun
ve sırt kaslarınızı harekete geçiriyorsunuz. Kafatasındaki tek hareketli olan
kemikler, çene ve 34 yüz kasının hepsi oyuna giriyor.
İnsanların dudaklarına ve yanaklarına elektrotlar
yerleştiren araştırma ekipleri, öpüşme sırasında bütün yüz kaslarının liflerini
oluşturan iki sinir boyunca beyinden gelen elektrik akımlarını izlemişler.
Böylece öpüşmenin elektrikli olmasının bir nedeninin de, dudakların sinirlerle
dolu olması ve beynin yüz sinirleri deposundan gelen elektro-kimyasal
elektriğin aşırı yoğunluğu olduğunu saptamışlar.
Dudakların ideal biçimi de, yüzyıllarca insanlığı
oyalayan konulardan biri. Bu biçim, her zaman neredeyse bir ceket tasarımı gibi
bir moda konusu. Sessiz filmlerin kadın başrol oyuncularından Clara Bow'un
dudakları yay gibiydi. Greta Garbo'nunkilerse inceydi. Tutkulu, ıslak dudaklar
uzun zaman ?son moda? özelliklerini korudular.
Bu açıdan Marilyn Monroe'nun dudakları Mick Jagger?ın
olağanüstü dudaklarından çok farklı değildi: İri ve etli. Özel Bir Kadın
filminin yıldızının "arı sokmuş" ve Paris dudakları olarak da bilinen
şehvetli dudakları çok pahalı olmayan bir kolajen takviyesiyle herkesin
olabilir. Ama bu dudakların başkalarınınkinden daha iyi öpüşeceğini düşünmek
için neden yok. Çünkü öpüşmek, donanımlı olduğumuz ve doğmadan önce nasıl
yapılacağını bildiğimiz bir şey.
ÖPÜŞMEK İNSANI BESLER
Bebekliğimizde beslenmek, bugünse öpüşmek için
kullandığımız emmek, yutmak ve tutmak için gereken bütün biyolojik yetenekler
doğumdan önce gelişiyor. Mekanik olarak konuşmak ve öpüşmek, hemen hemen meme
emmekle aynı. Çünkü benzer üç refleks kullanılıyor. Görmüş olanlar bilirler
yeni doğmuş bir bebek, tek hücreli hayvan gibi neredeyse yalnızca ağızdan
ibarettir. Yaşam onun için öncelikle meme emmek ve dünyayı tatmaktan oluşur.
Bebeğin yanağına dokunduğunuzda hemen öbür tarafına
dönüp küçük, hızlı ve ani hareketlerle meme ucunu aramaya başlar. Bunu
sevgilinizle deneyin, dudaklarını aralayıp arzu nesnesine yönelecektir. Ama
bebekler her zaman aç oldukları için emmezler. Bebeklerin süt gereksiniminden
ayrı olarak belli ölçüde emme gereksinimleri vardır. Gençlerle yetişkinler ise
öpüşmeye gereksinim duyarlar.
Peki ihtiyacımız olduğu kadar öpüşemezsek bu
gereksinimi başka ağız hareketleriyle mi karşılıyoruz? Çok mu konuşuyoruz? Çok
mu yiyoruz? Sigaraya mı yöneliyoruz? 19'ncu yüzyıl sonlarında yetimevlerinde
büyüyen çocukların çoğu yaşama sevinçlerini yitirip ?çocuk marasmusu? denilen,
sözlük anlamıyla ?eriyip bitme? hastalığından ölmüşlerdi.
Çünkü istedikleri zaman değil; belirli zamanlarda
besleniyorlardı. Neredeyse hiç öpülmüyorlardı, kimse onları kucaklayıp
bağırlarına basmıyordu. 20?nci yüzyılda yapılmış ve ruhbilim kitaplarına da
girmiş gaddarca bir deneyde, günde üç kez kucaklanan prematüre bebeklerin güçlendiği,
dokunmadan ve dokunmanın ilettiği duygusal mesajlardan yoksun bırakılan
bebeklerinse iki kat kilo aldıkları gözlenmişti. Ağıza bir şeyler almak
kendimizi korumak, yaşamı sürdürmek güdümüze bir örnek olabilir. Ağzımıza ne
kadar çok şey atarsak, bunların bazılarının yenebilir olması olasılığı da
artıyor. Ama bu aynı zamanda bağlanma, birisine ya da bir şeye yakın olma
güdümüzün de bir örneği.
Yıllarca Sunday Times gazetesinde muhabir olarak
çalışan; Independent, New Statesman, Cosmopolitan ve Washington Post gibi dergi
ve gazetelerde çağdaş kültür üzerine yazılar yazmış olan Adrianne Blue,
?Öpüşmek açık bir içgüdüdür? diyor. Psikiyatrist John Bowly ve ekibi uzun zaman
anneleri ve yeni doğmuş bebekleri arasındaki ilişkileri incelemişler. Bağlılığın
daha doğmadan genetik kodlarımıza yazıldığını söyleyen John Bowly,
"Bağlılık" diyor, "yaşamı sürdürmek için gereken beslenme ve
üreme içgüdüleri kadar önemlidir." Emme yeteneği, onu dönüştürecek olan
sinyali bekler.
Rüzgar gibi geçti filminde Rhett Butler savaşa giderken
Scarlet O'Hara?ya der ki, ?Seni sevmek isteyen güneyli bir asker var Scarlett.
Savaşa öpüşlerinin anısını götürmek isteyen. Beni sevmesen de olur Scarlet; öp
beni, öp beni.? Scarlett o zaman hayır demişti; ama aslında evet demek istiyordu.
Öpüşme biçiminiz memeyle mi, yoksa biberonla mı beslendiğinizi ele veriyor.
Belki de bir psikoloji doktora öğrencisi iki ayrı biçimde beslenmiş iki
yetişkinin öpüşme yöntemlerindeki farklılıklar üzerine bir tez hazırlamalı.
Belki bunu test etmek için bir öpüşme makinesi yapılır.
1930?larda Max Factor sabit rujları denemek için bir
makine yapmıştı. Çünkü bu amaç için kullanılan işçiler, işlerinden çabucak
sıkılıyorlardı. BAĞIMLILIK YAPIYOR ?Her genç kızın rüyası? prensin büyülü
öpücüğünü anlatan ?Uyuyan güzel? masalı büyük olasılıkla sıradan her erkeğin
hayalindeki kadını canlandırıyor: Uyuyan ve bekleyen. Uyuduğu için genç adama
sorun çıkartmaz, küstahlık etmez. Genç adam ona istediğini yapabilir. İlk
anlatımlarda kız uyurken ırzına geçer. Sonraları Grimm Kardeşler ve Disney
tarafından derlenen öykülerde, genç adam kızı öperek uyandırır. Adriane Blue
?komadayken herhalde prenses bu öpüşmeye katılamazdı? diyerek Uyuyan Güzel?deki
bu öpüşmeyi ?bir öpüşme taklidi?, ?dünyanın en romantik olmayan öpüşmesi? olarak
nitelendiriyor.
Öpüşmek de, tıpkı koşmak ve aşık olmak gibi vücudun
doğal afyonu olan endorfini tetikliyor. Ve bunların her üçü de bağımlılık
yapıyorlar. Biliminsanları öpüşmenin beden tuzunun ya da derideki bezler
tarafından salgılanan ve özellikle dudakların iç kısmında çok yoğun olan sebum
denilen yağın değiş tokuşu için olabileceğini söylüyorlar.
Sebum bazı kuşlardaki gibi, bizim de anne babamız ve
sevgilimizle ilişki kurmamızda yardımcı oluyor. Çiftleşme sırasında kuş
besinleri çiğniyor, sonra öperek yiyeceği istekli müstakbel eşin ağzına itiyor;
birleşiryorlar ve yavruları oluyor. Kuşun yağ bezleri çıkarıldığında, yani
sebum olmadığında eş uçup gidiyor. 1990?larda İngiltere?de cinsel tutumlara
ilişkin bir rapor içki ve sigara kullananların daha fazla seviştiğini ortaya
koyuyordu. Ya da onlar belki de yalnızca övünüyorlardı. Buna en iyi yanıt
orkestra şefi Arturo Toscani?ninki olabilir: ?Aynı gün ilk sigaramı içtim, ilk
kadınımı öptüm. O günden beri asla tütüne ayıracak zaman bulamadım.?
VAMPİRİN ÖPÜCÜĞÜ
Öpüşmek dişlerimize de iyi geliyor. Öpüşme
beklentisiyle ağızdaki tükürük artıyor ve dişler plakları dağıtan bir banyo
yapmış oluyor. Yani ?günde bir öpüşme sizi dişçiden kurtarır? sözü uydurma
değil. Simgesel olarak vampir öpücüğü ahlaki ölüm anlamına geliyor. Bir kara
ayin gibi vampir öpücüğü iyinin tersine çevrilmesini içeriyor. Kont Drakula
güzel kadınları vampire dönüştürmekten hoşlanırdı. Erkek kurbanlar, Drakula?nın
kadınlarının çekiciliğine kapılıyorlardı: ?Üçünün de dolgun kırmızı dudaklarının
arasından bembeyaz dişleri parlıyordu. Engel olunamaz bir istekle beni o
kırmızı dudaklarıyla öpmelerini diledim.? Elbette öpücükleri öldürüyordu.
İKİNCİ BİR ŞANS DAHA VER
Öperek sakinleştirmek ise gerilimi azaltıyor, güçlüyü
tatlılaştırıyor, o an için yatıştırıyor ve statükoyu kabul ettiriyor.
Salyangozlar gibi çeşitli böcekler çiftleşme sırasında antenlerini birbirlerine
değdirerek öpüşüyorlar. Maymunlar bunu yapıyor, balıklar bunu yapıyor, rahipler
bile bunu yapıyor ve elbette Fransızlar da bunu yapıyor. Dillerin işin içinde
olmadığı bir öpüşmeyi erotik öpüşme saymayan Fransızlar, kendileri olmasaydı ne
Amerikalılar?ın, ne İngilizler?in, ne de Avrupalılar?ın öpüşmeyi
öğrenemeyeceklerini söylüyorlar.
Yüzlerce yıllık seks bilgeliği kitabı Kama Sutra,
birbirinden ilginç 30?dan fazla öpüşme biçimi sayıyor. Öpülecek yerler şöyle
sıralanıyor: ?Alın, gözler, yanaklar, boğaz, göğüs, memeler, dudaklar ve ağzın
içi; ayrıca uyluk eklemiyle kollar ve göbek.? Öpüşme dört yoğunluk derecesine
ayrılıyor. Öpücükler, bedenin öpülen yerlerine göre orta derecede,
sıkıştırarak, bastırarak ve yumuşak olarak değişiyor. Bedenin farklı bölümleri
için farklı öpme biçimleri öneriliyor.
Beden bilgeliği kitabı Vatsyayana ise eğlenceli ve ufak
bir bahis öneriyor: ?Önce kim ötekinin dudaklarını kendi dudaklarının arasına
alacak oyunu bu. Ama bahsi kaybedene ikinci bir şans verilmeli.? Tıpkı
Shakespeare?in Romeo ve Juliet?inde olduğu gibi. ?Romeo: Senin dudaklarınla,
dudaklarım günahtan arındı. Juliet: Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
Romeo: Öyleyse ver bana günahımı geri.? Kuzuların Sessizliği?nin kurgusal seri
cinayetler işleyen katili Hannibal Lecter, terk edilmiş bir mutsuzdu. Bebek
gelişiminin oral nitelikteki sadist, ısırma aşamasına ?takılmıştır?. Freud
?doğumundan 18 aylığa kadar bir bebeğin en büyük zevki meme başından sütü
yutmak, emmek ve ısırmaktır? diyor.
Bu dönem tatmin ediciyse yani bebek yeterince
kucaklanır ve emmekten yeterli hazzı alırsa, mutlu bir biçimde bir sonraki
döneme, daha sonra da başka bir döneme geçiyor. Ama bu oral dönem düş
kırıcıysa, çocuk orada saplanıp kalıyor. Yetişkin yaşamındaki kişiliği oral bir
nitelik kazanıyor. Bu da onun bağımlılığında, edilgenliğinde ve ?ağız
alışkanlıkları?nda gözleniyor. Bu ağız alışkanlığı ?düşük çeneli? olmayı da
içeriyor. Bu yoksunluk, her çağdaş Casanova?yı ya da Don Juan?ı muhtaç, oral
dönemde kalmış birer bebek yapıyor.
Ruhbilimci Rollo May, ?Aşk ve İrade?de çapkının
aşağılık durumunu ?dokunaklı?ya çeviriyor: ?Don Juan eylemi üst üste yinelemek
zorundaydı. Çünkü asla tatmin olamıyordu. Cinsel yönden kesinlikle güçlü olduğu
ve teknik olarak iyi orgazma ulaştığı gerçeğine karşın.? Ne olursa olsun şair
Byron?un kuzeyden güneye uzanan kadın dudaklarını bir seferde öpeceğinden emin
olan olağanüstü aç, coşkulu Don Juan?ı da yetersiz beslenmişti. Benlik duygusu
doyurulmamıştı. Bu nedenle hep daha fazlasını istiyordu.
Hazırlayan : HANDE ÖNGÖREN
Fotoğraf : KARINA TAIRA/JUDY CASEY INC.
- Get link
- X
- Other Apps